Reklam

Kene Tavukçularıda Öldürecek Yazdır E-mail

Artan maliyetler nedeniyle zor günler geçiren tavukçuluk sektöründe üreticileri şimdi de keneler vurdu. Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu Başkanı Zuhal Daştan, 'Böyle giderse iflaslar başlayacak. Örneğin ben de iflas edebilirim' diyor.
Kış boyunca tüketimin artması için mangal mevsimini bekleyen tavukçular, 37 kişinin hayatını kaybettiği kene yüzünden endişe içinde. 2005'te kuş gribiyle sarsılan sektörde üreticileri şimdi de batma korkusu sardı. Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu sektörün yüzde 85'ini temsil eden 15 şirketin kuş gribi nedeniyle kurduğu bir platform. Başkan Zuhal Daştan, bir türlü zarardan ve sıkıntıdan kurtulamayan tavukçuluk sektörünü dertlerini anlatmak için hafta başında Dilovası'ndaki Mudurnu tesislerine davet etti. Hormondan, tavuk etine jöle karıştırmaya kadar ilginç konularda bilgilendirdi.
Daştan'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye'de tavukçuluk sektörü son birkaç yıldır gelişen bir sektör. Kişi başına tüketim hızla artıyor ancak hâlâ düşük. Örneğin ABD'de 52.5 kg, Malezya'da 38.5, Kanada'da 36.8 olan tüketim miktarı Türkiye'de 15 kg. Sektörün hedefi 2020 yılında 25 kg'a ulaşmak.
2005'e kadar hızla büyüyen sektör önce kuş gribi ile sarsıldı. Ancak güçbirliği yapan tavukçular bu sıkıntıyı büyük zarar görmeden atlattı. 2006 yılında ise büyüme dönemi yaşandı. Ciddi kârlar elde edilince de yatırımlar patladı. Üretim kapasitesi yüzde 24 arttı. Toplam üretim şu anda 26 milyon kilogram. Tüketim ise 21 milyon kg.
Kapasite artışı yaz aylarında yüzde 30 civarında olacağı tahmin edilen tüketim artışına göre yapıldı. Ancak bu kez de kene krizi patladı.
Ben de iflas edebilirim
Daştan, "Haftalık zararımız 26 milyon YTL'ye yaklaştı. Her geçen gün zarar artıyor. Yem fiyatları çok yükseldi. Yemin en önemli katkısı soyanın tonu 300 dolardan 800 dolara çıktı. Enerji fiyatları arttı. Bugün kiloda 3.20 YTL maliyetimiz var. Gelecek ay 3.30 olacak. Kilo fiyatımız ise 2.25'den 2.50'ye çıktı".
Daştan yatırımların birçoğunun kredi ile yapıldığını söylerken "Geçen yıldan kalan paraları yiyoruz. Böyle giderse iflaslar başlayacak. Örneğin ben de iflas edebilirim" diyor.
Sektördeki iletişimsizlik ve bilinçsiz rekabet ise platform kurulsa da giderilememiş. Daştan, firmaların birbiriyle sert bir rekabet içinde olduğunu belirtiyor ve önlemlerini şöyle anlatıyor: "1 ay içinde para kazanmak zorundayız. Yoksa kışa ayakta kalmamız imkânsız. Üretim kısıldı aşağı iniyor ama ne kadar düştüğünü de bilemiyoruz. Çünkü kimse bir şey söylemiyor. Biri takılırsa parsayı ben kaparım diye düşünüyor. 1 Ağustos'ta durum kendini gösterecek. Kapasite 22 milyon kiloya düşerse arz talep dengelenir."
Bu arada Daştan, çözüm arayışları sırasında kapasite fazlasını askere teklif etmişler ama "Günde 10 sefer yemek mi yedireceğiz" yanıtını almışlar.
Kışın zarar edip yazın mangalda kurtuluş arayan sektör çareyi ihracatta görüyor. Sektörün gözü devlette...
Tavukta hormon yok antibiyotik sıfıra gidiyor
Tavukta hormon kullanılıyor mu? Tavuk etine jöle karıştırılır mı? Son yıllarda yediği her ürüne şüpheyle bakan biz tüketiciler için bu soruların cevabı önemli. Daştan'la sohbetimizde bu sorulara da yanıt arıyoruz. Tavuk üretiminde hormon kullanmanın maliyet açısından imkânsız olduğunu söylüyor Daştan. Çünkü hormonun tek tek her hayvana uygulanması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: "Günde 2 milyon tavuk kesilen bir sektörde imkânsız. Mümkün olsa yapılmaz mıydı? Yapılırdı. Dünyada da hormon kullanılmıyor." Daştan, tavuktaki sorunun antibiyotik kullanımı olduğunu anlatıyor ve şu bilgileri veriyor: "Önemli olan sığır ve tavukta antibiyotik kalıntısı. Özellikle tavukların yedikleri yemin boşa gitmemesi için ishal olmaması lazım. Bu da ancak antibiyotikle sağlanıyor. Antibiyotiğin fazla kullanımı ise bu ilaçlara karşı bağışıklığı arttırıyor. Avrupa Birliği'nde antibiyotik sayısı 20'den 8'le indirildi. Tavuk üretiminde son hafta antibiyotik kullanımı yasak. Şimdi de sıfır antibiyotik gündemde. 2012'de AB antibiyotik kullanımını yasaklayacak."
Tavuğun dişisi parayla erkeği bedava satılıyor
Geçen ay Söke'de süt hayvancılığı yapan Efe Çiftliği'ne yaptığımız ziyarette Türkiye'nin ette ve sütte cins hayvanlara sahip olmadığını öğrenmiştik. Bu hayvanların damızlığına aktarılan para ise 40 milyon dolar civarındaydı. Maalesef tavukta da aynı durum var. Yıllarca tarım ve hayvancılık ülkesi olarak bilinen Türkiye'de büyük başta da, küçük başta da verimli cins yok. Daştan tavuktaki durumu da anlattı. Dünyada damızlık üretimi yapan 3 büyük çokuluslu firma var. Ross, Cobb ve Hubbard. Türkiye anne ve babaları İskoçyalı Ross'dan satın alıyor. Ross dünya pazarının yüzde 47'sini sağlıyor. 2008'de 6.5 milyon damızlık alınacak. Tanesi 2.30 sterlinden toplam 15 milyon sterlin harcanacak. Erkek ücretsiz veriliyor. 100 dişiye 15 horoz bedava. Daştan, bu firmaların yıllardır araştırma geliştirme çalışmaları yaptığını söylüyor ve "Yıllardır ancak 'Ne Mutlu Türküm Diyene' diyoruz ama her şeyimiz ithal. Türkiye'de ırk yok geliştirmemiz de zor. İngiltere'de ise 10-15 ırk var. Tavukta 1.8 kilo yemden 1 kilo et üretiliyor. 365 gün çiftleşebiliyor. Bu nedenle de Daştan'a göre tavuk "Allah'ın insanlara bahşettiği en büyük nimetlerden biri..."
Türk kanaryası kuş gribi yüzünden yarışmaya giremiyor
Zuhal Daştan'ın ofisinde çeşit çeşit kafes görünce nedenini soruyoruz. Daştan'ın Türkiye Kuşbilimi (Ornitoloji) Derneği'nin kurucusu ve başkanı olduğunu öğreniyoruz. Bir odası ise birbirinden ilginç kanaryalarla dolu. Kanaryaların büyük bölümü ödüllü. Kanatlı hayvanlara sevgisi çocukluğundan geliyormuş Daştan'ın. Almanya'da tesadüfen gördüğü bir yarışmada Türklerin olmadığını görünce nedenini araştırmış ve bunun için federasyonu kurmaya karar vermiş. 10 yıldır da Türkiye bu yarışmalara katılır olmuş. Ancak son yıllarda kuş gribi nedeniyle Türk kanaryaları yarışamıyor. Kanaryaların kaynağı da İngiltere imiş. "Üç tip kanarya var diyor" ve meraklısına şu bilgileri veriyor:
"Kanaryalar ötüm, renk ve tipine göre ayrışıyor. Kanaryalarda sadece erkekler ötüyor. Erkeğin ötme nedeni de dişiye dil dökme. Türkler şimdi bülbül ötümlü kanarya üretmeye çalışıyor. Bülbül sesi kasede alınmış ve yavru kanaryanın yanında sürekli çalınıyor. Dünyada başka yerde böyle bir uygulama olmamış. 5 yıl üstüste bu üretim sağlanırsa Türk ötücüsü diye tescil edilecek."

 
< Önceki   Sonraki >